9 May 2018

ben de bilmiyorum

Wow. Benim için blogger çağının kapandığını düşünmüştüm. Ama sanırım gerçekten de bataklık gibi bir şey burası. Bir bulaşanın bir daha kurtulması neredeyse imkansız.

Buraya tekrar neden adım attığımı bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum.
Daha birkaç gün önce hayatımın güzel gittiğinden emindim. Yemin edebilirdim.
...
Belki o kadar da değil ama... neredeyse.
Sonunda en büyük hayallerimden birine ulaştım çünkü. Hayatımın güzel olması gerekiyordu.
Fakat işler her zaman öyle işlemiyor, değil mi? Tam mutluyum, her şey yolunda dediğiniz ya da olduğunuz yer bataklık olsa bile buna alışabilirim diye düşündüğünüz an bir bakıyorsunuz bataklığın içinden bir canavar çıkıveriyor karşınıza. Bu canavar bazen bir kanser şeklini alıyor; bir hastalık, bir ölüm; bir kayıp... ya da bir çok.
Uzaktan bakıp "benim hayatımı yaşıyor" dediğiniz insanların yaşadığı hayatlar Instagram'daki boyalı maskelerden biri. Twitter'daki bir kahkaha, Facebook'taki sahte dostluklardan ibaret.
Kimsenin hayatı mükemmel olamaz. Bugün neden bu kadar depresif duygular içindeyim anlayamadım. Sabah oldukça enerjiktim... Olabildiğimce. Sanırım benim için her şey artık daha da zorlaşmaya başladı.

Bunu kimler okuyacak bilmiyorum, benim hakkımda neler biliyorsunuz onu da bilmiyorum. Bilmediğim çok şey var.
Kendim hakkında konuşmayı sevmediğim için bu zamana kadar beni hep yazılar kurtardı. Ben iki sene öncesine kadar kendi yazdığı hikayelerde boğulan birinden ibarettim.
Ya da hayatındaki tek iyi dostunun onun için yazdığı hikayelerde.
İkincisi daha doğru sanırım. Kendimi tam olarak yazan biri olarak bile göremiyorum ya. Yazıların beni kurtardığını söylüyorum ama yazamıyorum. Bu dizeleri de artık patlama seviyesine geldiğim için yazabildiğime inanıyorum.

Neyse ne diyordum? Ah evet. Hayalime ulaştım diyordum.
Başkalarının hayal ettiği hayatı yaşıyorum (?) diyordum.
Japonya'ya gelmek beni olduğumdan farklı bir insan yaptı. Hayata karşı durduğumu zannediyordum ya ben, üniversiteye başlayınca, birkaç yıl okuyunca, iki vize final atlatınca yetişkin oldum sanıyordum ya ben. En büyük hatalarımdan biriymiş.
Beni büyüten yer oldu burası. Gerçekten ayaklarımın üzerinde durduğumu hissettiğim yer oldu. 22 yıl boyunca aynı şehirde yaşamak, düzenini bozmamak, alışılmışlıkları değiştirmemek, yeniliklerden korkmak insana pek yaramıyor. Japonya bunların hepsini aldı benden.
Bilmediğim bir ülkede, bilmediğim bir şehirde, çat pat konuşabildiğim dilleriyle tek başına yaşamaya çalışmak, hayatı boyunca doğduğu şehirden ayrılmamış olan ben için nasıl bir şey olduğunu hayal etmeye çalışın... Evet belki burası Japonya dersiniz, güvenli dersiniz ama bunlardan benim hiç şikayetim yok. Demek istediğim... Gerçekten hayatta kalmak. Bir sosyal hayat kurmak, derslerine yetişmek, evini çekip çevirmek, sağlığına dikkat etmek. Gerçekten bir yetişkin olmak.
Hiçbir zaman sosyal hayatı iyi olan biri olamadım. Arkadaş seçmekte, onları hayatımda tutmakta zorluk çekiyorum. Japonya'ya geldiğimden beri bunu değiştirmek önceliğim oldu ve başardığımı da düşündüğüm zamanlar olmuştu. Sonunda beni ben olduğum için kabul eden birileri vardı. Arkadaş olabilirdik onlarla. İnsanları sevebilirdim. Her ne kadar yalnızlığı seviyorum desem de bazen insan gerçekten yanında desteğini hissedebileceği birilerini arıyor.
Ancak dediğim gibi, hayatınızda her şey her zaman yerli yerinde gitmiyor. Gidemez.
Aynı grubun bir parçası olduğum arkadaşlarımın planlarından izlediğim Instastoryler sayesinde haberim oluyorsa dedim kendi kendine geçen hafta, sosyal hayatım için yaptığım değişikliklerin hiçbir yararı yokmuş.
Kendimdeki sorunu bulamıyorum.
Japonya'da, başka kültürlerden gelmiş insanlardan, beni hiç tanımayan insanlardan da aynı davranışı görüyorsam, bunda artık karşı tarafın bir suçu yoktur.
Kendimdeki sorunu bulamıyorum.

Sanırım bu da benim sorunum.

Kendimdeki sorunu bulamıyorum.

Bugünlük bu kadar saçmalamak yeter. Bu kadar klişe bir yazıya dönüşeceğini düşünmemiştim. Okuyanlardan özür diliyorum. Zaten büyük ihtimalle yarısında okumayı bırakmışsınızdır.
Ama bunları yazmasaydım çatlardım. Artık yazmam gerekiyordu.

Yayınlamasam mı acaba? *içindeki sesi yumruklar*

İyi geceler!

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

© voice of the demon
Maira Gall